Ben bu efsaneyi okuduğum kitaptan öğrendim ve çok sevdim. Paylaşmak istedim…

Padişahın zevk ve sefadan her türlü nasibini almış genç ve yakışıklı bir oğlu varmış 🙂

Bu genç prens sık sık ava çıkarmış. Av gezilerinden birinde yolu bir mezarlıktan geçmiş ve orada bir ölünün iskeletine rastlamış.

Yanındaki vezire bunun ne olduğunu sormuş. Bunun bir ölüye ait olduğunu söylemiş vezir.

”Ölüm nedir?” diye sormuş prens Vezir anlatmış: ”Her canlı bir gün ölür prensim, doğar, büyür ve ölür. Sonra da mezara gömülür ve bu gördüğünüz hale gelir…”

Prens şaşırmış. ”Fakir miymiş bu ölenler, aç kalmışlar da o yüzden mi ölmüşler” diye sormuş

”Yok” demiş vezir, ”Zengini, fakiri ayırt etmiyor ölüm, bir gün herkesin başına geliyor” demiş vezir.

”Yani bir gün ben de öleceğim” diye yüksek sesle söylenmiş prens.

Ölümü fark ettiği o günden sonra hayatın geçiciliği üzerinde düşünmeye başlamış 🙂

Derken bütün dünya nimetlerini bir tarafa bırakıp, Allah’a sığınmaya, onun yolunda yürümeye karar vermiş 🙂

Sahip olduğu her şeyden vazgeçip, karısıyla birlikte yollara düşmüş. Hayatını, hasırdan ördüğü sepetleri satarak kazanmaya karar vermiş. Bu yüzden de adı o günden sonra zembil satıcısı anlamına gelen Zembilfroş olmuş.

Karısıyla birlikte diyar diyar gezip, zembil yapıp satıyor ve eline geçen üç kuruşla geçinmeye çalışıyormuş.

Derken çocukları gelmiş dünyaya ve hayatı daha da ağırlaşmış 🙁

Sonunda bir gün yolları Silvan’a düşmüş…

Bir gün sepetlerini satarken, Silvan beyinin genç ve güzel karısı, sarayın penceresinden görmüş onu ve görür görmez de aşık olmuş 🙂

Hemen saraya getirilmesini söylemiş ve huzuruna çıkan Zembilfroş’a aşkını açmış.

Süt beyazı bir teni varmış Xatun’un. Omuzlarına düşen upuzun saçları, yay gibi kaşlar, zeytin yeşili gözler, inci gibi dişler…

Xatun Zembilfroş’a dil dökmüş, Zembilfroş ise ”Olmaz! Tövbeliyim, çocuklarım evde aç, Allah’tan korkarım” demiş.

Zembillere bir değer biçmesini, ne isterse vereceğini söylemiş Xatun, ama Zembilfroş kabul etmemiş.

Ne dediyse ikna edememiş Xatun, Zembilfroş’u. Ama vaz geçmemiş ve başka bir plan yapmış.

Araştırıp, evini bulmuş ve Zembilfroş’un evde olmadığı bir gün gidip, karısıyla konuşmuş. yalnızca bir geceliğine kendisinin yerine geçmesi için ne isterse vereceğini söyleyip, yoksulluktan bunalan kadını ikna etmiş.

O gece sepetçinin karısının giysilerini giyen Xatun sepetçiyi beklemeye başlamış. Geç saatte eve gelen Zembilfroş karanlıkta karısı niyetine sarılmış Xatun’a …

Xatun yatakta dönerken ayak bileğindeki halhalın sesini duymuş Zembilfroş ve gaz lambasını kapıp, yataktakinin yüzüne bakmış. Xatun olduğunu görünce de hızla uzaklaşmış oradan…

Xatun’dan kaçamayacağını anlayan Zembilfroş, kalenin yüksek burçlarından birine çıkıp, kendini aşağı bırakmış. Oracıkta ölmüş 🙁

Zembilfroş’la yaşarken beraber olamayacağını anlayan Xatun da onun arkasından burçtan atlamış 🙁

Bu yazıyı beğendiniz mi? Yeni yazılarım mail adresinize gelsin!