Ruhuma iyi gelecek bir şey okumak isterken, ruhumu daraltan şeyleri anlatan bir yazıyla karşılaştım 🙁

Eminim siz de okuyunca, kendinizden bir şeyler bulacaksınız…

”Azgın tartışmalar da keşke, diğer söz suçları gibi ceza görselerdi (bence de).

Hep öfkenin alıp götürdüğü bu düşünce çarpışmalarında insanın etmediği kötülük kalmaz. İlkin düşüncelere çatarız, sonra da insanlara. Tartışmada esas, karşımızdakinin düşüncesini çürütmek olduğu, herkes çürütüp çürütüldüğü için, tartışmanın sonunda olan şey gerçekten büsbütün uzaklaşmaktadır.

Onun için Platon Devlet’inde akılca ve ruhça zayıf olanlara tartışmayı yasak etmiştir.

Doğru dürüst adım atıp yürümesini bilmeyen bir insanla gerçeği armaya çıkmanın anlamı var mı?

Aradığımız şeyi bırakıp onu nasıl bir yoldan arayacağımızı düşünürsek, ondan hiç uzaklaşmış olmayız. Ama yol derken sofraların ve allamelerin yolları değil. Sağduyumuzla bulduğumuz doğal yolları kastediyorum.

Tartışma ile neye varılabilir? Biri doğuya gider, biri batıya. Yolda rastladıkları ayrıntılara saplanır ve konudan ayrılırlar.

Bir saat cenkleştikten sonra neyi aradıklarını bilmez olurlar. Kimi konunun üstüne çıkmış, kimi altına inmiş, kimi de kenarda kalmıştır. Kimi bir sözcüğe, bir benzerliğe takılır; kimi söylenene kulak bile vermeden bir şeyi tutturur ve yalnız kendi söylediklerini dinler. Başka biri de, kendine güvenmediği için her şeyden kaçınır, hiçbir düşünceyi kabul etmez, ta başında her şeyi karıştırır, yahut da söz kızışınca, büsbütün susar ve bir daha ağzını açmaz. Bilgisizliğini küskünlüğünün altına saklar, mağrur bir küçümseme ya da budalaca bir alçak gönülle tartışmadan kaçar.

Bazısı yalnız saldırmasını bilir. Kendini korumak umurunda değildir. Bazısı da yalnız sesinin ve ciğerlerinin gücüne dayanır. Bakarsınız birisi tutar kendine karşı dönüverir; başka biri kalkar önsözlerle, yersiz hikayelerle kafa şişirir.

Kimi vardır, sıkıştığını görünce karşısındakini susturup kaçırmak için düpedüz sövüp, saymaya başlar ve bir Alman kavgası çıkarmaya çalışır.

Başka bir türlüsü de vardır, konuya hiç bakmadan sizi bir sürü mantık çemberleriyle, diyalektik oyunlarıyla kuşatıp, boğamaya savaşır.

Bütün toptancı yargılar çürük ve tehlikelidir” 🙂

Bu alıntı Montaıgne’nin ”Denemeler” kitabından alınmıştır.

Bu yazıyı beğendiniz mi? Yeni yazılarım mail adresinize gelsin!