Son günlerde sevmeyi unuttuk diye düşünüp duruyorum. Bir tembellik, bir uyuşukluk sarmış gibi hepimizi.

Sevmek bize zor gelemeye başladığı için, sevmekten mi vazgeçtik acaba 🙁

Sosyal medyanın her alanında sevgi dolu mesajlar paylaşmamıza rağmen, sevmenin ne olduğunu karıştırıp, unuttuk galiba.

İlk önce de kendimizi sevmeyi unuttuk. Kendimize öyle büyük haksızlıklar yapmaya başladık ki, içimizden insan geçmeyen insancıklar olduk.

Umutlarımızı, hayallerimizi sonbahar yaprakları gibi çürütüp, sonsuza dek gömdük.

Elimizdeki akıllı telefonlardan bile daha az kullanır olduk beyinlerimizi.

Telefonla yatıyoruz, telefonla kalkıyoruz. Onunla mutlu olup, onunla üzülen mekanik varlıklar olduk 🙁

Bir çiçeğin, böceğin, ağacın, kedinin, köpeğinin fotoğrafını çekip İnstagramda, Facebookta paylaşırken, kaç kişinin beğeneceğini hesap eder olduk.

Daha çok beğenilmek için de kılıktan kılığa girdik ve bütün fotoşop numaralarını öğrendik.

Beğenme sayısı bir tokalaşmanın, bir kucaklaşmanın, bir gülümsemenin yerini aldığını fark etmemek için de elimizden geleni yapıyoruz.

Belki de işimize geliyor.

Ya da uyuşmuş beyinlerle yaşamak daha kolay geliyor bir çoğumuza.

Beyin uyuştuktan sonra sevgi, umut, hayaller, mutluluk kimin aklına gelebilir ki?

O yüzden büyük bir rahatlıkla ağaçları kesiyoruz, kelebekleri böcekleri eziyoruz, kedilere ve köpeklere işkence ediyoruz 🙁

Biz bütün hislerimizi kaybettiğimiz için, onların da hiçbir şey hissetmediğini zannediyoruz.

Hayvanların her şeye rağmen bizi sevmekten vazgeçtiği gün, Tanrı yardımcımız olsun.

Çünkü bence doğa bize karşı ayaklanırsa, Tanrı bizim değil, onların tarafını tutacak 🙁

 

Bu yazıyı beğendiniz mi? Yeni yazılarım mail adresinize gelsin!