”Yoksul çiftçilerin yaşadığı bir bölgede, Tanrı ve insan için çok fazla sorun vardır”

Sağlam bir hikaye. Gerçekçi olduğu için de daha ilk satırlarda yüreğimi avucunun içine aldı. Alınca da kaldırılması korkunç gerçeklerle baş başa bıraktı 🙁

Yokluk, yoksulluk ve açlık içinde hayatta kalmaya çalışan insanların yaşadıklarını bütün çıplaklığı ile önüme serildi.

Yer yer her cümle, hatta her kelime yüreğime ok gibi saplandı.

”Her yerde sessiz bir acı vardı. Çünkü insanların ağlayacak gücü bile kalmamıştı. Artık hiçbir büyü bizi kurtaramazdı. Açlıktan ölmek, zalim bir bilim dalı gibiydi”.

Empati yaparken dilim tutuldu. Bu kadar olmaz ki diye söylenip durdum kendi kendime.

Bir ülkenin yöneticileri, açlığa karşı savaş veren halkını neden görmezden gelir diye düşündükçe düşündüm 🙁

Bir çocuğun kurduğu cümlelere bakın: ”Açlık düşüncelerimi kontrol ediyordu. Korku bir hayalet gibi vücuduma giriyor, boş karnıma yerleşerek bacaklarını açıyor, rahat etmek için dirseklerini dayıyordu. Bu bir işkenceydi”.

İnsanın nefesi daralıyor okurken 🙁

Ama o çocuk bütün olumsuzluklara ve imkansızlıklara rağmen hayatta kalıp, mucizeler yaratıyor.

Büyünün kol gezdiği bir ortamda, okula gidememesine ramen; kütüphanede bulduğu bir kitaptan öğrendiklerinden yola çıkarak, rüzgarı dizginlemeyi ve yaşamak zorunda olduğu o karanlık dünyasını aydınlatıyor.

Herkesin, ailesinin bile deli gözüyle baktığı çocuk, merak ederek, defalarca deneyerek ve çok çalışarak neler başarılabileceğini gösteriyor.

İcatlarını bütün dünyaya duyurarak da şu mesajı veriyor bize : ”Başarmak istiyorsan, yapman gereken tek şey çalışmaktır”.

Mutlaka okuyun derim 🙂

 

Bu yazıyı beğendiniz mi? Yeni yazılarım mail adresinize gelsin!