Beni bilen bilir, ben Türk kahvesiyle büyük aşk yaşamaktayım 🙂

Lise yıllarından sonra, sporu bırakmak zorunda kalınca başlamıştı bu aşk…

Güne onunla başlamak en sevdiğim şeydir 🙂 Kokusuna ayrı, tadına ayrı bayılırım 🙂

Onunla arama hiç kimsenin girmesine izin vermedim 🙂 Ama bugüne kadar 🙁

Birkaç gün önce doğup büyüdüğüm Bulgaristan’a, biraz zorunlu, biraz gönüllü yolculuk yapmaya niyetlenirken, hesaba katmadığım tek şey kahvemden uzak kalma gerçeği olduğunu, gelir gelmez anladım 🙁

Yahu arkadaş, ya ben anlamak istemiyorum, ya da anlaşılacak gibi değil…

1990 yılına kadar, Bulgaristan’da yaşayan herkes, ama herkes Türk kahvesine bayılırdı.

Kahvaltıda bitki çayları içilir, sonra da gün boyu tüketilen tek şey Türk kahvesiydi.

O yıllarda Türklere olan tepkiler, yaşanan olaylar, Türk kahvesini neden bu kadar etkilediğini anlamıyorum 🙁

Resmen yok sayılmış, unutulmuş, ortadan kaldırılmış.

Bulgar arkadaşlarıma soruyorum bunu, ”Yani evde içiyoruz sadece” diyorlar.

Bu nasıl bir nefret, nasıl bir kin anlamıyorum.

Ben bile bir Türk olarak, bize ve bana yapılanları unutup, gülümseyebiliyorken…

Onlar ise en sevdikleri kahvenin önüne Türk kelimesi geçtiği için, onu yok sayıp, vazgeçebiliyorlar…

Oysa hayat, bu kadar çok nefreti sığdırabilecek kadar uzun değil 🙂

Neyse, ben 3 gün mutsuz mutsuz , kahvemden uzak geçirdikten sonra, beni havalara uçurabilecek bir sürprizle karşılaştım…

Bir tanecik yeğnim ve güzel gözlü karısı, bana taaa Türkiye’den 🙂 uyduruk bir plastik kahve makinesi ve bir paket Mehmet Efendi göndererek, mutluluktan havalara uçmama sebep oldular 🙂

Bu melekler benim hayatımı kurtardılar ve en önemlisi beni büyük aşkımla kavuşturdular 🙂 🙂 🙂

İki gündür benden mutlusu yoktur…

İçiyorum Türk kahvemi ve bana yan bakan, yan bakmaya niyeti olmayan, hatta varlığımı bile umursamayan, bütün Bulgarlara gülümsüyorum 🙂

Hatta o plastik kahve makinesiyle birlikte sokaklarda dolaşıp, herkese dağıtmak istiyorum.

Ama vazgeçiyorum…

Türk kahvesiyle birlikte tutuklanıp, başımı derdimi sokarım diye 🙂

O yüzden büyük aşkımla gizli gizli otel odamda buluşup, tadını çıkarıyorum 🙂

Kahve fincanım da pek fiyakalı.

Sakın beğenip, benden onu istemeyin. Otele aittir, veremem.

Bir de onun için içim başımı derde sokamam 🙂

Bu yazıyı beğendiniz mi? Yeni yazılarım mail adresinize gelsin!