”Her an bir umut vardır. İnsan kalbi çarptıkça umudunu yitirmemeli. Her insan yaşadığı sürece yaşama dört elle sarılmak zorundadır”

Uzuun yıllar önce, Jules Verne benim küçücük dünyama bilimsel kurgu edebiyatın kapılarını açan adamdı. O yüzden kırk yıl sonra bu kitabı tekrar okumak eğlenceliydi 🙂

Hatırlıyorum da çocukken okuduğumda epey korkmuştum. Hayal dünyası fazlasıyla geniş bir çocuk için normaldir 🙂

Meraktan çatlayarak, kalp atışlarımı yavaşlatmak için ara vererek; ara verince de kendi kafamda hikayeyi yazmaya devam ederek, taksit taksit okumuştum.

İtiraf etmeliyim ki, bu kitap sayesinde bir süre gördüğüm kabuslar sırasında attığım çığlıklarla ev halkını da bunaltmıştım 🙁

Ama bu kitap benim bilime olan ilgime ve sevgime yeni tohumlar eklemişti.

Tekrar okumak iyi geldi. Bu defa korkmadım, ama yine kendimi konuya kaptırarak, meraklandım ve heyecanlandım.

Yine o çılgın profesör Liedenbrock’u çok sevdim ve sonuna kadar inandım. Merakın, bilim tutkusunun yer yer sebep olduğu ölüm korkusunu iliklerime kadar hissettim. Ama yine de o korkuya rağmen, ”bilimin yüceliğine, evrenselliğine ve ölümsüzlüğüne” de inandım.

Yine altını çizdiğim cümlelerin arasında en çok şu cümleyi sevdim:”Bilim de kimi zaman hatalarla doludur. Aslında bu hataların bir bakıma yararı da vardır. Çünkü insan hata yapa yapa sonunda gerçeği bulabilir”.

Kısacası bu çılgın profesörün  macerasını okumak bana çok iyi geldi. Tavsiye derim 🙂

Bu yazıyı beğendiniz mi? Yeni yazılarım mail adresinize gelsin!