”Tolstoy’un bir yazısını okudum. Sanat için düşündüklerini söylüyor. ”Sanat, diyor, her şeyden önce aydınlık ve hilesiz olmalıdır. Sanat, diyor, iyilik güzellik ve ışık için çalışmalıdır. İyilik ülküsünü gütmeyen bir sanat sadece bir eğlencedir”.

Uzun ak sakallı, dizleri çıkmış keten pantolonunun paçalarından beliren sinirli ve kemikli çıplak ayaklarıyla bütün resimlerinde insana ciddiyet telkin eden üstadın sanat hakkında söylediği bu sözler beni düşündürdü.

Sanatta her şeyden önce aydınlık ve ışık isteyen ihtiyarın fikri ne kadar karışık ve karanlık. ”Sanat iyiliğe hizmet etmelidir” derken ne demek istediğini anlamak mümkün değil.

Temeli iyilik olan bir sanat! İlk bakışta ne aydınlık ve ışıklı bir düşünce! Fakat üzerinde biraz durulunca insanın kafasını nasıl karıştırıyor, insan nasıl bir karanlık çıkmaza giriyor.

İyilik? İyi olan nedir? Kötü olan ne? Bir iki tane beylik hareketi bir yana bırakacak olursak, dün ” iyi dediğimiz bir hareketin bugün kötü, bugün kötü dediğimiz yarın iyi olduğunu, olabileceğini görmüyor muyuz?” 🙂

İyilik kadar nisbi, iyilik kadar kaygan ve şartlı bir temel üstüne sanat nasıl kurulur?

Baş açık, bol gömleğinin belinden sarkan ip kemer ucuyla oynayarak ormanlarda mantar toplamaya çıkan iyilik meraklısı üstat gözümün önüne geliyor. Ve onun hayatında iyilik diye yaptığı nice hareketlerin bugün çoktan kötülük olduklarını düşünüyorum”.

Bu yazı elbette ki bana ait değildir. Haddimi bilirim ben 🙂 Zaten böye büyük beden yazılar  yazmaya hak kazanmak için daha çooook ekmem yemem lazım 🙂

1936 yılında yazılmış olan bu yazı Nazım Hikmet‘e aittir. Ben çok sevdim ve paylaşmak istedim 🙂

 

Bu yazıyı beğendiniz mi? Yeni yazılarım mail adresinize gelsin!