”Uğruna ölünecek davalar vardır. Bir de uğruna öldürülecek. Ahlaki gerçekler diye bir şey yoktur”

Gerçekçi, can acıtıcı, ama çok iyi çekilmiş bir film.Ruhuma sağlam bir yumruk indirdi. Yüreğim lime lime etti.

Dinlene dinlene seyrettim. İyi ki de seyrettim. Ama bir daha asla seyretmem 🙁

Önceki gece yemek yiyemedim. Hala iştahım pek iyi değil. İki gecedir rüyalarımda kurbanlarının kanını içen katillerle boğuşup duruyorum.

Belki de hala hayatta olan o katilleri anlamaya çalıştım. Affetmek mümkün müdür diye düşünüp durdum. Ama her ikisinin de imkansız olduğuna karar verdim 🙁

Öldürülen abisinin katilleri peşine düşen göz doktoru da bunun peşinde zaten…

20 yüzyılda, 1965 yılında Endonezya’da ABD ve Büyük Britanya’nın desteklediği korkunç bir soykırım gerçekleştiriliyor. Bir milyonun üzerinde insan, ”komünist” oldukları gerekçesiyle vahşi bir şekilde öldürülüyor. Hem de komşuları, belki de akrabaları tarafından 🙁

Boğazlarını kestikleri kurbanlarının kanlarını içen katiller. Çünkü inançlarına göre, kurbanın kanını içen delirmezmiş.

Yaptıklarını övünerek ve eylenerek  anlatan katiller.

Yıllar sonra bile haklı olduklarını düşünüyorlar. Pişmanlık söz konusu bile değil. Sorumluluk almak, hesap vermek diye bir şey de yok. Onun da ötesinde, onları gerçeklerle yüzleştirmeye çalışan, abisine yaptıklarını sorgulayan doktoru tehdit etmekten bile geri kalmıyorlar. Köşeye sıkıştıklarında, yaptıklarının unutulmasını istiyorlar sadece.

”Geçmiş bizi unutmaz bilirim, ama biz geçmişi unutabiliriz değil mi?” Bu soruyu soran da, gözleriyle cevap veren de bunun mümkün olmadığını biliyor.

Ama buna rağmen Endonezya’da hala katiller, kurbanların aileleriyle yan yana yaşamaya devam ediyor. Kurbanların aileleri her gün o dehşeti hatırlayarak yaşamaya devam etmek zorunda. Bunun ne kadar zor olduğunu o yaşlı annenin gözlerinden okuyoruz.

Zaten filmin adı boşuna Sessizliğin bakışı konulmamış bence. Başından sonuna kadar, hikayede yer alan herksin, ama herkesin bakışlarından, her şey çok net okunuyor. Özellikle de doktorun ve yaşlı annesinin gözlerinden 🙁

Küçücük bir ailenin penceresinden anlatılan bu büyük soykırımın hikayesini mutlaka seyredin derim.

Bu yazıyı beğendiniz mi? Yeni yazılarım mail adresinize gelsin!