”Hep böyle olur. Bir vapur beklerken, iki ayağım bir pabuçta iken yazı yazarım”

Sabah sabah beni gülümseten, bana beni hatırlatan bu satırları okuyunca acayip mutlu oldum 🙂

Koskoca Sait Faik usta, normal olduğumu ve en önemlisi de yalnız olmadığımı kulağıma fısıldadı.

Çünkü ben yazı yazmaya başladığım günden beri ve yazdığım bir çok şeyi planlı programlı yazmadım. İki arada bir derede başka şeylerle uğraşırken veya çok önemli şeyler yapmak zorundayken, ilham kapımı çaldı.

Her şeyi bırakıp kaleme sarıldığımda da güzel şeyler ortaya çıktı. Ama daha sonraya ertelediklerim, öylece havada asılı kaldı.

Liseye kadar yazdığım şiirler ve öyküler hep önemli sınavlar öncesinde, ders çalışmak zorundayken ortaya çıktı 🙂

Hiç unutmam, orta okulda ödül aldığım bir öykünün ne zaman ve nasıl yazıldığını sorduklarında, ”Not ortalamamı düşüren matematik sınavın öncesinde” dediğimde, herkes yerlere yatmıştı gülmekten 🙂

Evet, şiir ve öykü yazmak çok emek ve zaman ister. Ama ben o zamanı o kadar cömert kullanma şansını yakalayamadım bu güne kadar 🙁

Bir çok şeyden fedakarlık yaparak, bir çok şeyden vazgeçerek; nefes alabilmek, mutlu olabilmek, bazen de hayatta kalabilmek için yazıya sarıldım. Ama hep iki arada bir derede ve iki ayağımı bir pabuca sokmak zorundayken bunu yaptım.

Bu durum bana öyküyle tutkulu ve sonsuz bir aşk kazandırdı, Ama şiirle vedalaşmama sebep oldu. Gözlerimdeki hüznün sebebidir bu zorunlu ayrılık 🙁

O yüzden bazı öykülerim için, ”şiirsel bir dille yazılmış” dendiğinde bir başka mutlu olurum ve içimden çok, ama çok şükrederim. Öykü yazma şansımı elimden almadığı için Tanrı’ya teşekkür ederim. Çünkü öyküyle vedalaştığım gün ölürüm ben.

Abarttığımı düşünen olabilir, ama öyle. Özellikle de son yıllarda, yaşama sebeplerimin başında öykü yer alır.

O yüzdendir benim her şeye öykü çerçevesinden bakmam, görmem ve etrafımdaki her olayı öyküyle anlatmaya çalışmam…

Öykü, yaşamla ölüm arasında dolaşırken, hastalarımın son nefeslerini vermeden önce gördüklerimdir. Sokaktaki bir çocuğun bana gülümseyerek elini uzattığında hissettiklerimdir. Öykü, karşıma çıkan her kedinin ilgisini ve sevgisini dilenirken yaşadığım mutluluktur 🙂 Öykü, gökyüzündeki bulutların bana vermeye çalıştıkları mesajların şifresini çözmektir 🙂 Ama en önemlisi öykü, benim bir taşı, bir fotoğrafı, ağcı, böceği, yani etrafımdaki her şeyi konuşturduğumda yaşadığım cocukça sevinçtir 🙂 🙂 🙂

Vay be sabah sabah takvim yaprağında okuduğum bir söz bana neler yazdırdı 🙂

Amaa yazımı burada bitirmeliyim. Çünkü oturup, İngilizce çalışacağım. Bu yaşımda, hem de kendi kendime öğrenmeye kararlıyım 🙂

Tanrı hiç kimseyi, ama özellikle de beni kalemsiz ve öyküsüz bırakmasın 🙂

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendiniz mi? Yeni yazılarım mail adresinize gelsin!