”Başkalarının gözleri bizim için birer hapishane, düşünceleri de kafeslerimiz”

Bu kitabı ancak iki ayda okuyabildim 🙂 Hem beğendim, hem de beğenmedim.

Bana göre yazılan her şeyin bir ritmi vardır. Kelimelerin içine ve arasına saklanmış, yazarın tarzını yansıtan ve sadece ona özgü bir müzik. Herkesin o ritmi, o müziği sevmesine imkan yoktur.

Zaten herkes her şeyi severse, ortada bir problem var demektir 🙂

”Pazartesi ya da salı” kitabın içindeki öyküleri sevemedim. Sevmek için kendimi zorladım, ama olmadı.

Çünkü en başta öykü gözüyle bakamadım okuduklarıma. Daha çok deneme yazısı, yazılan ya da yazılabilecek roman kesitleri gibi.

Bana hitap etmeyen çok dağınık, ağır, aynı yerde fazlasıyla duraklayan ve uzadıkça uzayan bir ritim.

Çok güzel karakter incelemeleri var. Ama bu incelmeleri yaparken kullanılan bilinç akışı tekniği fazla uzatılmış gibi geldi. Bu da benin dikkatimi dağıttı ve yer yer sıkılmama sebep oldu.

Ama öykü çerçevesinden bakmak için kendimi zorlamasaydım, belki de bu kadar sıkılmazdım. Çünkü ben de insanların zihinlerinde dolaşmayı fazlasıyla severim. Ama öykü söz konusu olunca ayarı iyi tutturmak gerekiyor diye düşünüyorum.

Ayar kaçarsa anlatılmak istenilen ile anlaşılan arasında uçurumlar oluşabilir.

Bu kitaptan çok güzel giriş ve kalıp cümleleri not ettim. Üzerinde düşünebileceğim, örnek alabileceğim cümleler 🙂

Mesela: ”Hepimiz sürünerek tencerenin kenarından içeri girmeye çalışan sineklere benziyoruz” diye düşündü Mabel; ”Masanın üzerindeki telefon alçak, boğuk bir sesle, yaltaklanırcasına çaldı” ”Ö sözcüğe zehir tükürmek istercesine büzdü dudaklarını, öyle de kaldı”.

En çok etkilendiğim iki cümle ise şöyle:

=”Sözsüz sesler, sessizliği ansızın öyle derin bir tatmin hissiyle, öyle tutkulu bir arzuyla bölüyorlar ki, ya da çocukların seslerinde olduğu gibi şaşkınlığın verdiği öyle bir tazelikte ki…”

=”Efendim, size bütün kalbimle güvenirim. Üstelik bedenlerimizi balo salonunda bıraktık. Çimenlerin üzerindekiler, ruhlarımızın gölgeleri sadece…” 🙂

”Pazartesi ya da salı” benim için bir nefeste okunabilecek bir kitap, hele hele bir öykü kitabı hiç değil.

Ara sıra beyin jimnastiği yapılmak istendiğinde biraz okunup, düşünülmesi gereken bir deneme kitabı.

Bu yazıyı beğendiniz mi? Yeni yazılarım mail adresinize gelsin!