Parmak sallaya sallaya öykünün tarifini verenlere ve nasıl yazılması gerektiğini reçete gibi, gözümün içine sokmaya çalışanlara oldum olası şaşkınlıkla bakmışımdır.

Hele ki hayatlarında en fazla iki-üç öykü kitabı okuyup da ahkam kesenler var ya. Onların söyledikleri karşısında, yerlere yatıp, tepine tepine gülesim gelir 🙂

Ama daha korkunç vakalar da yok değil. Hiç öykü okumadan, öykü yazdığını zanneden ve iyi öykü budur diye övünen insanlar var. Onların söylediklerini ciddiye almak, onlarla uğraşmak bana zaman kaybı gibi gelir. Ama bazen beni öyle çileden çıkarıyorlar ki, ”Oku arkadaş, daha çok oku. Ne kadar çok öykü okursan o kadar çok kafan karışır ve konuşmaktan vazgeçersin” diye bağırasım gelir. Övünmekten ve konuşmaktan vazgeçersin, çünkü okudukça anlarsın ki, öykü yazmanın bir tarifi, reçetesi yoktur.

Öykünün çerçevesi bellidir sadece. Ama o çerçevenin içi neyle ve nasıl dolduracağı yazarı ilgilendirir.

Çocukluğumdan beri okuduğum binlerce öykü bana tek bir şey öğretti: Öykü yazmanın kuralı yoktur. Herkes kendine göre yazar ve kendini yansıtır yazdıklarında. Yani herkes kendi tarzını yaratır. Okuyanlar bu tarzı ya beğenir, ya da beğenmez. Olay bu kadar basit 🙂

Neticede, Nemingway‘ın dediği gibi, ”Hepimiz kimsenin asla usta olamayacağı bir zanaatta çırağız”.

Bence bu zanaatta hayal gücü daha önemlidir, reçete ya da tarif gibi sunulan bilgelerden. Kuru kuru bilgilere nazaran, hayal gücü bir çok şeyi kışkırtıp, peşinden sürükler 🙂

Einstein bile, ”Hayal gücü bilgiden daha önemlidir” demiştir.

O yüzden diyorum ki, ”Ey, çok bilmiş, ahkam kesen ve bana akıl veren öyküden bi haber arkadaşlarım! Sizi ciddiye almıyorum. Hatta bazen hiç dinlemiyorum.

Siz de bence konuşmak yerine, oturup okuyun. Okudukça başkalarıyla uğraşmaya zamanınız kalmaz. Çünkü okudukça kaybolursunuz okuduklarınızın içinde. Kaybola kaybola kendinizi bulursunuz bir süre sonra. Bulunca da yazdıkça yazarsınız. Yazdıklarınızı kimin ne kadar okuduğunu ve ne kadar beğendiğini umursamadan hem de 🙂

Yazmanın büyüsü, içinde hiç hesap olmamasındadır 🙂

 

 

Bu yazıyı beğendiniz mi? Yeni yazılarım mail adresinize gelsin!