İtiraf etmeliyim ki liseden beri oturup, doğru dürüst bir oyun okumadım. Okunacak o kadar çok öykü ve roman varken, sıra oyunlara gelemedi bir türlü.

Ne büyük bir kayıp. Özellikle de benim için. Çünkü karakter yaratmayı ve diyalog yazmayı öğrenmek, oyun okumaktan geçer. Arada küçük oyunlar okumuştum, ama mesele büyük ustalardan okumak 🙂

”Hırçın kız” tesadüfen elime geçti. Şöyle bir bakayım derken, bir nefeste okudum.

Shakerpeare bu oyunu 30 yaşındayken yazmış. O dönemde erkek gözüyle kadına nasıl bakıldığını anlatmak istemiş. Çok da güzel anlatmış 🙂

Yer yer söyledikleri bana biraz batmış olsa da, tespitler doğru. Ayrıca eserin 1594 yılında yazıldığını da unutmamak lazım.

”Öfkeli bir kadın suyu bulanık akan bir çeşme gibidir. Çamurlu, çirkin, karanlık ve güzellikten yoksun” 🙂

Karakterler süper. Kurgu inanılmaz. Türlü türlü entrikalar çeviren, farklı farklı kimliklere bürünen karakterlerin peşine takıp, oyunun içinde başka oyunlara sürükleyen bir kurgu.

Ben en çok Petruchıo karakterini sevdim. Onun, aksi, hırçın ve vahşi Katherina’yı hizaya getirme biçimine bayıldım 🙂

Bir kadın olarak kendime hayret ederek, Petruchıo’nun yaptıklarını destekledim. Ama öyle yapmasaydı o inatçı kadın aşkı, sevgiyi öğrenemeyecekti 🙂

”O ne kadar dik başlıysa, ben de o kadar kararlıyım,

Affet gibi iki yangın karşılaştı mı,

Öfkelerini besleyip büyüten şeyi silip süpürüverirler.

Ufacık bir ateşi küçük bir rüzgar büyütür ama,

Güçlü bir fırtına ateş mateş bırakmaz ortada;

Onun karşısında ben böyleyim işte

O da bana boyun eğecektir elbette.

Ben çetin cevizim, öyle ağzı süt kokan bebeler gibi,

Aşk ilan edip diller dökemem.

Rüzgarlar durmadan estiği halde,

Dağlar nasıl bana mısın demiyorlarsa, ben de öyleyim”.

Shakespeare’nin yazdığı her eserden, hatta her satırından öğrenecek çok şey var.

Kurgu ve karakterlerden önce, kelimelerle flört etmeyi öğreten bir ustadan daha çok oyun okumam şart 🙂

Size de tavsiye ederim.

Bu yazıyı beğendiniz mi? Yeni yazılarım mail adresinize gelsin!