Bugün birazcık Pessoa’dan bir şeyler okuyayım dedim ve beni etkileyen bu yazıyı paylaşmak istedim 🙂

”Edebiyat- sanat ile düşüncenin o birleşimi gerçekliği lekelemeyen o icraat- bence insanoğlunun, uğrunda var gücüyle uğraşması gereken amaçtır. Tabii insanoğlu aşırı büyümüş bir hayvani ur değil de, sahiden insan olsaydı.

Bana öyle geliyor ki bir şey söylediğimizde o şeyin bütün erdemini korumuş, ürkütücü gücünü( bütün tadını) ise elinden almış oluruz. Kırlar kelimelere döküldüğünde barındırdığı yeşilliklerden daha yeşil hale gelir. Çiçekleri hayal gücünün uzamında resmederek anlattığımızda, hücresel yaşamda asla olamayacak kadar uzun ömürlü renklere bürünürler.

Kıpırdanmak yaşamaktır; kendini anlatmak, hayatta kalmaktır. Hayatta doğru tasvir edebildiklerimizin dışında gerçek yoktur. Eleştirmencikler, müthiş ahenkli yazılmış falanca şiirin alt tarafı bir günün güzelliğini anlattığını vurgulamaktan çok hoşlanır 🙂

Ama günün güzel olduğunu söylemek zor iş, hem güzel gün kendiliğinden yok olup gider. Bundan dolayı, bu güzel günü upuzun, çiçeklerle donanmış bir anıyla korumalı, dışarının geçici, boş tarlalarını ve göklerini yeni çiçeklerle, yepyeni gezegenlerle donatmalıyız.

Biz ne isek herşey odur ve onu yoğun olarak hayal ettiğimiz sürece, bedenimizde yuvalanmış tüm hayal gücümüzle gerçek anlamda o olduğumuz  ölçüde, her şey, zaman içinde yerimizi alacaklar için de var olacaktır. O geniş, donuk manzarasıyla tarihin bir yorum nehrinden, üstünkörü tanıklıkların her nasılsa uzlaşmasından başka bir şey olduğunu zannetmem.

Hepimiz romancıyız ve gördükçe anlatırız, çünkü görmek de bütün ötekiler gibi karmaşık bir iştir 🙂

 

Bu yazıyı beğendiniz mi? Yeni yazılarım mail adresinize gelsin!